Asayiş
Giriş Tarihi : 15-12-2020 20:18   Güncelleme : 15-12-2020 20:56

Gülşen Maşalacı ve Özlem Yığcı Dosyası Aydınlanmayı Bekliyor!

Annesi ve kız kardeşini arayan Gökhan Ersi'nenin Televizyon programına başvurusu Rize'ye kadar uzandı.

Gülşen Maşalacı ve Özlem Yığcı Dosyası Aydınlanmayı Bekliyor!

Gökhan Ersine 2008’den bu yana haber alamadığı annesi Gülşen (Suzan) Maşalacı ve Ablası Özlem Yığcı’yı bulmak için Star TV’de yayınlanan Serap Paköz'in sunduğu Gerçeğin Peşinde programına başvuruda bulundu. 

Cezaevindeki Atakan Maşalacı ile görüşen kardeşi Leyla “Telefonla görüştük. İzliyor kendisi. İzlediğini sordum ve alakası olmadığını, bilmediğini ve başka kişiler tarafından yapılıp oraya konulabileceğini söyledi. Bu yüzden korktuğunu ve kendi üzerine kalacağını düşündü. Yani başkalarının yapmış olabileceğini düşünüyor. Kendisi ile alakası olmadığını, kabul etmediğini söylüyor” ifadelerini kullandı.

Atakan Maşalacı aynı zamanda kız kardeşine, çaylık arazinin ilk yıl camiye bağışladığını daha sonra çaylıkların yanında ki çalığı olan kişiye verdiğini, karşılığında para almadığını söyledi. Şüpheli Atakan Maşalacı aynı zamanda programın avukatı olan Hasan Kocabey’in kendisi ile görüştükten sonra söylediği ‘Bana başaramayacaksınız dedi’ ifadelerini de ‘Ben öyle bir şey demedim’ diyerek yalanladı.

Kocabey ise ‘Bunu şöyle söyledi. Ben bunu netleştireyim. Atakan Maşalacı kendisi beni istedi görüşmek için. Söylemiş olduğu şey ‘Bu işi kesinlikle ben yapmadım. Ne cinayet ile ne kayıp ile hiçbir alakam yok. Dolayısıyla başaramayacaksınız” dedi. 

Programda konuşan Atakan'ın kardeşi leyna aynı zamanda ağabeyi ile göşmesinde Atakan'ın "Güneysu’dan inerken Adem Yığcı ile karşılaştığını, yanında akrabalardan biri daha olduğunu ve Adem’in kendisine saldırdığını söyledi. O çocuk araya girmiş ayırmış onları" dediğini dile getirdi.

Gülşen Maşalacı adına sahte evrak hazırlatmak için Emrah denilen şahsa ‘Sahte kimlik hazırlasın, buna uygun bir kadın bulsun ve sahte vekaletnameyi çıkartalım’ diyerek 400 TL para ödediği ortaya çıktı. 
 

Olay'ın Geçmişi!

Gökhan Ersine 2008’den bu yana haber alamadığı annesi Gülşen (Suzan) Maşalacı ve Ablası Özlem Yığcı’yı bulmak için Star TV’de yayınlanan Gerçeğin Peşinde programına başvuruda bulundu.

Şuan 57 yaşında olan annesi Gülşen Maşalacı’nın babası ile 1985 yılında evlendiğini ve 1997 yılında ise boşandığını dile getiren Gökhan Ersine, ablası 33 yaşındaki Özlem Yığcı’nın 2005 yılında babasını arayarak Adem Yığcı isimli bir adamla evleneceğini söylediğini ve sonrasında ablasıyla hiç görüşmediklerini dile getirdi. 2007 yılında ise ablasının eşi olan Adem Yığcı’nın kendilerini aradığını dile getiren Ersine, ablasından boşanmak istediğini yalnız hiçbir haber alamadığını söylediğini ifade etti. 

Kuzeni şakasına ‘Annen ve ablan öldü’ demiş!
2011 yılında ise Ersine’nin dayısının oğlu olan Atakan, kendisine sosyal medya hesabından ‘Annen ve ablan öldü’ diye mesaj attığını, daha sonra dayısının oğlu Atakan ile buluşup neden öyle yazdığını sorduğunda ise kendisine ‘Öylesine yazdım’ diye cevap verdiğini dile getirdi. Ersine kuzeni Atakan’ın aynı zamanda kendisine ‘Mallarını sattık yedik’ dediğini de sözlerine ekledi.

‘Annem beni döverdi’
Hatırladığı kadarıyla annesini anlatan Gökhan Ersine “Annem beni çok döverdi. Babamla da geçinemiyordu. Psikolojik sorunları vardı” ifadelerini kullandı.

‘Eski eşim kavgacıydı’
Şuan kendisinden haber alınamayan eski eşi Gülşen Maşalacı’yı anlatan Gökhan’ın babası Varol Ersine ise “Saldırgan ve kavgacıydı. Çok karakollara gittik, onun yüzünden çok mahkemeye çıktık. Ben ondan boşanmak için 3 kez mahkemeye gittim, 4.’de boşandım” şeklinde anlattı.

‘Kızım evlendiğimi duyunca ortalığı karıştırdı’
Kendisi bir evlilik daha yapan ve bunu duyan kızı Özlem’in İstanbul’a gelerek tartışma çıkardığını dile getiren Varol Ersine “Mahkeme 2 çocuğu bana verdi. Babamın yanına gideceğim dedi ve çocukları görmek istedi. Oğlum onunla gitmedi ama kızım gitti. Sonradan aradı ve oğlumda gelsin dedi. Bende otobüsle yolladım. 3 gün sonra oğlanı al diye aradı beni. 2004’te kızım geldi İstanbul’a. İstediğin zaman gelebilirsin dedim. Ben 2004 yılında bir evlilik yaptım. Bunlar onu duymuş. Kızım bana geldi, ortalığı karıştırdı. Ondan sonra gitti. 2005’te annesi aradı beni. Yaşı tutmadığı için senin imzan lazım dedi. Bende o zaman yaşını beklesinler dedim ve gitmedim. 2006’da Adem diye biri aradı beni ve ‘Baba gel, annesi aldı Özlem’i bırakmıyor’ dedi. Bende ‘Madem kocasısın karına sahip çık’ dedim. Daha sonra ağabeyimin oğluna ulaştı ve ‘Özlem sizdeyse ne olur gönderin, boşanmak istiyorum boşanamıyorum’ dedi. Ondan sonra da ne annesi aradı beni ne de Özlem aradı beni. Dedim herhalde bu kocasının yanına dönmüştür” dedi.

Özlem Yığcı’ın bilinmeyen çocuğu!
Annesi ve ablası için karakola başvuruda bulunan Gökhan Ersine, eniştesi Adem’in kendilerini arayrak ‘Baba gel, annesi aldı Özlem’i bırakmıyor’ dediği yıl olan 2006’da annesi Gülşen Maşalacı’nın ablası Özlem Yığcı için kayıp ihbarında bulunduğu, Özlem Yığcı’nın bir çcouğu olduğu ortaya çıktı.

‘Eşim ile aram iyiydi, ta ki kayın validem ile görüşene kadar’
Eşi ile arasının bozuk almadığını, kayın validesi ile görüşünce aralarının bozulduğunu dile getiren Adem Yığcı “2005 yılında evlendik ve 8 aylık bir evliliğimiz oldu. Özlem ile aramızda aslında hiçbir sıkıntı yoktu. Ta ki kayın validem ile görüşene kadar. Kayınvalidemin gözü yüksekteydi. Varol beyle tanışmak için çok uğraştım. Gökhan o zamanlar çok küçüktü” şeklinde konuştu.

‘Kayın validem bana silah çeken birisi’
Daha önce ki programda Gökhan’ın kuzeni Atakan’ın kendisine söylediği ‘Evini sattım’ cümlesinin inandırıcı olmadığını dile getiren Adem Yığcı “Dairesi vardı ona çok düşkündü. En son pencerelerini falan yaptırdı, Gökhan’a bırakacağını söylüyordu. O evi satmazdı. Saldırgan tutumları vardı ama bana karşı hiçbir edepsizliği olmadı. Ayrılma nedenimiz ise köyde oturuyorduk, anneme gidiyorum dedi. Bende peşinden gittim, Özlem hastaneye gitmişti. Aradım neredesin diye, ‘Devlet Hastanesi’ne üst yoldan gel sen’ dedi. Bende neden üst yoldan gideyim ki düşüncesiyle hastaneye yaklaşırken birden eşimi gördüm ama köyden indiği gibi değildi. Gayet açık saçıktı, ‘Bu hal ne?’ dedim oda ‘Annem böyle istiyor’ dedi. Öyle ayrılmaya karar verdik. Ben Varol Bey’i aradım ‘Suzan hanımın (Gülşen) psikolojisi iyi değil’ dedim. Bana silah çeken birisi sonuçta. Kendisinin tabancası var. Bunlar birebir yaşanmış şeyler. Özlem ile annesi 8 ay boyunca sürekli kavga ederdi. Anne kız birbirine küfür eder, saygısızca konuşurdu. Kayınvalidemin psikolojisi iyi değildi ağzı bozuktu” ifadelerini kullandı. Yığcı programın devamında kayın validesi Gülşen Maşalacı’nın babasından kalan evi üzerine geçirmeye çalıştığı için çok mücadele ettiğini dile getirdi.

‘Gülşen Maşalacı annesine de şiddet uygulardı’
Programa Rize’den bağlanan ismini vermek istemeyen seyirci Gülşen Maşalacı’nın görünüşte çok farklı ama gerçekte çok asabi olduğunu, kendi annesine bile şiddet uyguladığını dile getirerek “Ben 67 yaşındayım. Olayın yaşandığı yıllarda ben onların evinin alt katında kiracıydım. O (Gülşen) oradan geldiği zaman Annesi derdi ki ‘Eyvah yine geldi ben ne yapacağım’. Gerçekten sözleri başka kendisi başkaydı. Annesine şiddet uygulardı. Annesi derdi ‘Bu delidir’, elbiselerini yırtardı. Biz oradan daha sonra taşındık. Ben o saldırganlığı için aradım ki gerçekten çok saldırgan birisiydi. Yemek yerken bir şey deseydin ona tabağı alıp yere vururdu” şeklinde konuştu.

‘Evi Atakan vekalet ile satmış’
Rize’ye gelen ‘Gerçeğin peşinde’ program ekibi detaylı bir çalışma yaparak söz konusu evi Gülşen Maşalacı’nın son resmi ikamet adresinden buldu. Evin 2009 yılında Atakan tarafından vekalet ile emlakçı aracılığıyla sattığı ortaya çıktı. Evin yeni sahibi evi satın aldığı zamanı “Aldığım zaman dairede kimse yoktu. 1-2 yıldır da boştu. Aldığımda içi kötüydü. Mutfağını kırmıştı, kendisi yaptırıyordu. Yeğenini satış sırasında 1 kere gördüm. Sonradan halası aradı onu ve ‘Ben buradan ev alacağım, daireyi sat’ dedi ona” ifadeleriyle anlattı.

‘Atakan tarafından öldürüldüğünü duydum’
Programa Rize’den gizli tanık olarak katılan bir vatandaş ise Gülşen Maşalacı’yı 2006’da gördüğünü dile getirerek “Daha sonrasında ne olduklarını hiç sormadım, sadece sağda solda Atakan tarafından öldürüldüğünü duydum. Mallardan sebep, evleri alıp yapmış, köyde malı var, orada malı var ondan sebep. Daha önce hapiste yattığını duydum. Kendisi korkulan biridir” dedi.

‘Gülşen Maşalacı’nın annesi ‘Kızım öldürüldü’ dedi’
İddialarına devam eden gizli tanık Gülşen Maşalacı’nın annesi olan Fatma’nın kızının öldürüldüğünü söylediğini dile getirerek “Annesi söyledi. Hastanede başkaları varken söylemiş ‘Benim kızım öldürüldü’ demiş. Atakan öldürdü, bıçakladı diye Gülşen’in annesinden duyduk. Orada polisler geldi, ifadesini aldı, gerekli işlemleri başlattılar” ifadelerini kullandı.

Atakan’ın elindeki vekaletname sahte mi?
Program ekibinin titizlikle yürüttüğü çalışmalar doğrultusunda Atakan’ın evin satışını gerçekleştirmek için kullandığı vekaletnameye de ulaşıldı. Programda Avukat Hasan Kocabey’in dikkati üzerine sorduğu “Bakırköy 11. Noter’den alınmış bir vekaletname. Verdiği vekaletname herhangi bir gayrimenkul satışı için verdiği bir vekaletname değil. Bütün yetkilerini vermiş” ifadeleri üzerine Gülşen Maşalacı’nın eski eşi Varol Ersine “Bu sahte o zaman, Gülşen’in İstanbul’a gelme şansı yoktu” dedi.

‘Maaşı çekilmeseydi 3 ay sonra kesilirdi ama halen yatıyor’
Programın devamında Avukat Hasan Kocabey “17 Haziran 2009 yılında Atakan’a öyle bir vekalet vermiş ki sadece mal varlığının, araçlarının vesaire satışı noktasında değil, babasından kalan emekli maaşının alınması, sosyal yardımlara kendi adına müracaat edip maaş yardım taleplerinde bulunması gibi. Buna istinaden 17 Haziran 2009 yılında alınan vekaletnameye istinaden 1 ay sonra Atakan gidiyor Emlakçıya vererek satıyor. Şimdi çok ilginç bir bilgi geldi maaşlarıyla ilgili. Babası Ali Osman’dan 1999 yılından beri maaş alıyor. Bugün itibariyle bile maaş yatıyor. Şuan ki maaş tutarı bin 700 TL. O vekaletnameye istinaden de Atakan onu çekebiliyor. Maaşlar eğer uzun bir süre bankada birikirse, sosyal güvenlik kurumu konu ile ilgili bir araştırma yapar ve kişinin gerçekten yaşayıp yaşamadığını sorgular. Dolayısıyla banka ile böyle bir koordinasyon içerisine girmiştir. Eğer maaş çekilmemiş olsaydı şu güne kadar Sosyal Güvenlik Kurumu konuyu araştırır ve bu maaşın yatmasını engelleyebilirdi. Maaşın yattığı banka şubesi de Rize Şubesi’ymiş” ifadelerini kullandı.

Programın 252. Bölümünde Gerçeğin Peşinde program ekibi Rize’de satışı gerçekleştiren emlakçı Adem Tibet’i bularak satış gününü konuştu. Emlakçı Adem Tibet “29 Temmuz 2009 yılı. Atakan Maşalacı diye bir çocuk, yine bir tanıdık vasıtası ile geldi. Bir dairesi olduğunu ve satmak istediğini söyledi. Bizde kendisini yetkili olup olmadığını sorduk. Kendisinde vekalet olduğunu söyledi. Vekaleti aldım baktım, vekallette çok maddelerin olduğunu gördüm. Genç bir çocuk olduğu için ben bu vekaleti sorgulatmak istedim. Biz vekaletin sahibi ile görüşebilir miyim diye bir ibare kullandık ‘Halam gezemiyor, biraz hastadır, Rize’ye gelemiyor’ gibi bu vekaleti bulundurmakta ki amacını konuşmasıyla söyledi. Bana bir telefon numarası verdi, numarayı aradığımızda bir kadın çıktı. Kadın bize baya bir sitemli konuşarak ‘Beni ne diye arıyorsunuz’ falan dedi. ‘Beni orada temsilen bir yeğenim varsa, vekaletim varsa beni ne diye arıyorsunuz’ diyerek epey bir beni azarladı. O kişidir değildir bilemiyoruz, telefonun ucunda kim var göremiyoruz sonuçta. Biz gayet usulüne uygun, noterin ve tapu dairesinin verdiği yetkilere dayanarak biz bu satışı gerçekleştirdik. Ondan sonra ben Atakan’ı daha görmedim. Paranın bir kısmını elden, bir kısmını kullandırdığımız konut kredisi ile hesabına aktardık. Ondan sonra daha ne Atakan ile bir işimiz oldu ne diğer olaylarla” ifadelerini kullandı.

Programın aynı bölümünde gizli tanık olarak bazı iddialarda bulunan bir vatandaş “Ben onu Suzan olarak biliyordum. Gülşen falan bilmiyordum. Annesine bakıyordu kızcağız, Atakan şey etti halayı ben götürdüm hastaneye. Acile getirdik ilk önce dediler ki yatacak. Yatırdık onu. Ondan sonra dedi ki ‘Gelin Atakan Suzan’ımı öldürdü, öldürdü’. Hastanede söyledi bunu bana, orada bakıyordum ben ona. İki hafta yattı hastanede ‘Suzan’ım, Suzan’ım’ diye sayıklıyordu. ‘Suzan’ımı getirin bana Atakan öldürdü’ diyordu. Atakan Suzanı çağırdı, ‘Kızını buldum, gel al onu’ demiş ona. Annesi dedi bana. Suzan’da atladı gitti o gidiş, daha dönmedi, dönüşü yok. ‘Özlemi buldum, Özlem seni orada bekliyor’ demiş ona” dedi.

İddialarına devam eden gizli tanık kendisinin polise ifade verdiğini ve Atakan’ın babaannesi yani Suzan olarak bilinen Gülşen Maşalacı’nın annesin kedisine ‘Gülşen Maşalacı’yı Atakan öldürdü’ dediğini iddia ederek “Bende olayı gittim anlattım cinayet masasına. Polisler geldi gitti aradılar onu bulmadılar. Ben ifade veriyorken Atakan duruyordu arkamda. Dedi bana ‘Sen ne ediyorsun burada’. Dedim ‘Geldim halanı bakmaya da, halanı bulacaksın gelsin annesinin yanına. Ne ettin halanı?’. Polise ifade verdikten sonra dedi bana ki ‘Senin de kalemini kırdım’. Bir daha yolda gördü beni ‘Kalemini kırmışım’ dedi. Bende ‘Ben Suzan değilim ha, onun kalemini kırdın benimkini kıramazsın’ dedim. Polislere hiç bir şey demedi, ben gittikten sonra o kayboldu gitti, öyle kaçtı. Annesi bana ‘Suzan’ımdan para istedi, Suzan vermedi ona diye Suzan’ımı öldürdü’ dedi. Babaannesi bana ne söylediyse onu söylüyorum. O onunla iyiydi kötüydü bilemem. İyi olsa halasını öldürür müydü?” ifadelerini kullandı.

‘Atakan’ın para için öldüreceğine ihtimal vermem’
Gülşen Maşalacı’nın akrabası olan Niyazi Maşalacı ise Atakan’ın para için halasını öldüreceğine ihtimal vermediği dile getirerek “Mafya gibi şeyleri severdi ama ne derece mafyaydı, ne derece değildi orasını bilemiyorum. Atakan’ı en son cezaevinde ziyarete gittiğimde gördüm. 6 ay 1 sene önce olabilir. Bir bayan ile arkadaşlık ediyormuş. Beni o suçladı dedi. Kız arkadaşı üzerine iftira atmış, ceza almayacağım dedi, sonradan çıkarım dedi ama ne zaman çıkacağı da belli değil. Atakan’ın para içi halası ve kuzenini öldüreceğine hiç ihtimal vermem. Atakan öyle para hastası biri eğildi. Kendi bir namussuzluk gördüyse bir şey yaptı mı yapmadı mı bilemem ama namusuna düşkün adamdı” dedi. 

Programın bu bölümünde Avukat Hasan Kocabey, Gülşen Maşalacı’nın kasım ayı maaşının çekildiğini ifade etti. Aynı zamanda programda Atakan’ın cezaevinde olduğu da dile getirildi.

‘Atakan önce Özlem’i öldürdü’
Programa yeniden bağlanan Özlem Yığcı’nın eski eşi Adem Yığcı “Ben şöyle bir duyum aldım, Atakan denen şahıs önce Özlem’i öldürüp denize atıyor, sonra Suzan hanımı kızını buldum deyip kandırarak gidiyor. O şekilde tartışarak eve gittiklerini uzak akrabalarından birinden duydum” ifadelerini kullanarak ortaya yeni bir iddia attı. 

‘Vekaletnamedeki fotoğraf Gülşen Maşalacı’ya ait değil’
Vekaletnameyi gördüğünde üzerindeki ki fotoğrafın Gülşen (Suzan) Maşalacı’ya ait olmadığını dile getiren Adem Yığcı “Bana bir Suzan hanımın resmi olduğuna dair vekaletnamede. 8 aylık evlilik sürecinde tanıdığım Suzan Hanım ile uzaktan yakından bir ilgisi yok. Fotoğraftaki şahıs çok yaşlı. Suzan hanım çok bakımlı biriydi. Benim o fotoğrafı 1-2 kişiye daha gösterme şansım oldu. Hayatında Suzan hanımı 1-2 kez görenler bile ona benzetemedi. Bende görünce bu yüzde 100 o değil dedim. Suzan Hanım’ı ben gözlerinin bakışından tanırım” ifadelerini kullandı.

Damat Adem Yığcı’nın bu iddiaları Atakan’ın kullandığı vekaletnamenin sahte olduğu yönündeki iddiaları kuvvetlendirdi. 

‘Damat Adem İfadeye çağrıldı’
2 Ara 2020 Çarşamba günü yayınlanan 246. Bölümde bir gün önce ifadeye çağrılan Adem Yığcı’nın röportajı ile program başladı. Yığcı Rize İl Emniyet Müdürlüğü’nde verdiği ifadenin ardından çıkışta Gerçeğin Peşin’de programının muhabiri Kubilay’ın sorularını yanıtladı.  Yığcı “Öldürüldüğünü nereden duyduğumu sordular, bende yakın akrabalarından duyduğumu söyledim. Özlem’in nerede olabileceğini sordular. Ben yaşadığından endişe etmeye başladım. Ben onu son gördüğüm tarihten sonra görmediğimi, benimde mağdur olduğumu söyledim. Atakan ile ilgili şikayetin var mı diye sordular. Gözün görmediği bir şeye hüküm veremezsin ama bu kadar vekaletler, paralar olduktan sonra şüphe çekmiyor değil. Ben şahsen şikayetçiyim. Ben devletimize inanıyorum, güveniyorum. Allah’ın izniyle kim ne yaptıysa Rize Emniyeti bunu ortaya çıkaracaktır” şeklinde konuştu.

Programda noterden alınan vekaletin orijinalinde bulunan fotoğraf oğlu Gökhan ve eski eşi Varol Ersine’ye gösterildi. Fotoğrafı gören Gökhan ve Varol Ersine, fotoğrafın Gülşen Maşalacı’ya ait olmadığını yeniden dile getirdi.

‘Gülşen Maşalacı’nın maaşını Atakan’ın kardeşi çekiyor’
Program ekibin ulaştığı Gülşen Maşalacı’nın amcasının oğlu Mehmet Maşalacı “Atakan bana ‘Benim gazilik maaşım var’ diyordu. Söylediğiniz maaşı mı alıyordu, gerçek gazilik maaşı mı alıyordu onu da bilmiyorum ama kolundan vurulduğunu biliyorum. Geçen akşam kız kardeşine ziyaretlerine gittiğimde ‘Ağabeyim maaş çekiyor. Abim bana dedi ki, bu kartı vekaleten halam bana verdi, kardeşim sen bunu kullan, parayı çektiğinde bana da gönder’ dedi” ifadelerini kullandı. Vekaletname üzerinde ki fotoğraf kendisine gösterildiğinde ise Mehmet Maşalacı “Hayır bu o kesinlikle değil” ifadelerini kullandı.

Suç dosyasında yok yok!
Atakan’ın ceza evinde olduğunu, 1 suçtan hüküm giydiğini ve 1 suçtan ise tutuklu olduğunu daha önceki programlarda dile getiren Avukat Hasan Kocabey “Ben Atakan’ın birkaç dosyasını sizinle paylaşmak işitiyorum. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak, uyuşturucu ticareti yapmak, yaralama, görevi yaptırmama için memura direnme, resmi evrakta sahtecilik ve bunun altını özellikle çizerek söylemek istiyorum şantaj ve cinsel istismar suçundan da kayıtları var” dedi.

Atakan’ın kardeşi Leyla: ‘Beni Rize’ye sorun, araştırın’
Programa telefonla bağlanan Atakan Maşalacı’nın kız kardeşi Leyla olayları programdan duyduğunu dile getirerek “Siz ekranda ne yayınlıyorsanız bende sizde öğreniyorum. Kartı bana verdiği doğrudur. Cezaevine girene kadar ben burada olduğunu kesinlikle bilmiyorum. Zaten benim abimi görmüşlüğüm yok. Beni Rize’ye sorun, araştırın. Orada konuşuluyor ki imzayı leyla attı, yok bilmem ne etti. Leyla’nın yeri yurdu belli, ailesinin yeri yurdu belli ama abisinin yeri yurdu belli olmayan bir kişilik. Cezaevine girene kadar kesinlikle ben böyle bir şey bilmiyordum. Cezaevine girdikten sonra tek kardeşi ben olduğum için gitmek zorunda kaldım. Kardeşim vasim ol dedi ama bu konuları bilmiyorum. Abi ya bende kabul ettim. Ondan sonra böyle bir kart olduğunu, halamın vekaletini ona verdiğini, abimin ilgilendiğini söyledi, sen bana çek yatır dedi bu kadar. Başka bir şeyden bilgim yok inanın programdan sizden öğreniyorum” dedi.

‘Vekaletnamede ki fotoğrafın kime ait olduğunu bilmiyorum’
Vekaletnamede ki fotoğrafın kim olduğu kendisine sorulan Leyla “Ne teyzem ne annem ne de halam. Tanımıyorum. Fotoğrafı ben dün ilk kez adliyede gördüm. Annemde değil, bende değilim, teyzem de değil, halam da değil. Akrabalarımdan kimseye de benzemiyor. Abime karın neden onda olduğunu sorduğumda ‘Velayeti bende, ben ilgileniyorum, bana teslim etti’ dedi gitti. Başka bir cevap alamadım” ifadelerini kullandı.

Programda ilginç iddia!
Gerçekleşen son programda ise Özlem Yığcı’nın kendisini arayan kardeşi Gökhan Ersine skandal bir iddiaya imza attı. 2007 yılında Atakan Maşalacı’nın Rize’de bir araç yangınına sebep olduğunu ve aracın içerisinde ablasına ait cesedin olduğunu duyduğunu dile getirdi. 

‘Özlem Adem ile evliyken evden kaçardı!’
Aynı programa telefon ile bağlanan bir gizli tanık “Atakan bu işi namus için yapmadı. Eğer namusu için yaptıysa çıksın söylesin, desin ki şunlar oldu bende bu işi yaptım. Özlem Adem ile evliyken sürekli Ayşe’yi (Temsili isim. Özlem’in arkadaşı) arardı. Özlem evden kaçardı arardı Ayşe’yi ‘Ben kaçacağım gelecek misin’ derdi. Adem bey de çay fabrikasında çalışırdı, gece vardiyasında. Daha sonra Adem ile Özlem ayrıldı. Bu çocuğun Atakan ile veya hiç kimse ile bir ilişkisi olduğunu düşünmüyorum. Adem öyle bir insan değil” dedi.