Biyografiler
Giriş Tarihi : 07-01-2021 01:23   Güncelleme : 07-01-2021 01:23

Rıza Sümer

Şiddetsiz Toplum Derneği Başkanı Rıza Sümer kimdir?

Rıza Sümer

Sevgi ve saygı değer Rizeli gazeteci arkadaşlarım,   6 Aralık 2021-İyidere-Rize

İkinci Dünya Savaşının ortasında, Rize’nin Pazar ilçesinin Apso (Suçatı) köyünde Dünya’yageldim. 1953 yılında, amcam besim Sümer, okutmak için Ankara’ya aldırırken, “Gurbete” gidiyorum diye ağlamıştım. Oysa bugün, ne Ankara gurbet, ne de başka bir yer. Türkiye, benim ve elbette bizlerin evi, Dünyası.

Çok ilginçtir. Ben, çocuk yaşta kaçırılan, Fatma Sümer isminde. çocuk gelinin ve çocuk annenin 9 çocuğunun ilkiyim.

Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu kurucu ve 1980-95 dönemi Genel Başkanıyım. Türkiye Gençlik Federasyonu kurucu ve 1997-2014 dönemi Genel Başkanlığım da var. Gazeteciyim.  Merkezi Ankara olan Şiddetsiz Toplum Derneği Başkanıyım.

Yaklaşık 20 günlüğüne Rize’ye geldim. Kardeşim Özcan Sümer’in de ortaklarından olduğu Babillon Hotel’de  (İyidere) kalıyorum. Birkaç gün sonra köyüme de gideceğim. 20 Aralık gibi Ankara’ya dönmek niyetindeyim.

Dünya’ya bir daha gelsem yine gazeteci olurum diyen, emekli bir büyüğünüzüm. Amma psikoloji eğitimi de alırdım.

Basınla ilgili bir düşüncemi hemşehrilerim ve meslektaşlarımla paylaşmak isterim.  Elbette benim de bir siyasal görüşüm ve inancım var. Ancak, insan başta tüm canlılara sevgim ve saygımda var.

Gazeteci gazetecidir, gazete de gazetedir. Asla yandaş medya ve karşıt medya ayırımına katılmam. Bunu Ankara’da defalarca açıkladım. Ben de Ankara’da gazetecilikle ilgili bir Derneğin üyesiyim. Politikası, yazarları, habercileri, sahipleri benim için saygıya değerdir. Ülkemin ve Dünya’mızın evimiz olduğunu söyler, sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk ve barışı savunurum. Şiddetsiz ve silahsız iletişimi de.

İnsana, hayvana ve çevreye yönelik şiddetin her türlüsüne karşıyım, şiddetsiz tepki yöntemleri ile karşı çıkarım.

Rize, merkez ve ilçeleri ile Karadeniz’e yakışır bir basın, medya gücüne sahip. Ayakta kalmak ve görevlerinizi yapmak için hepinizin insanüstü emek ve zaman harcadığınızı sanıyorum.

İyidere’ye gelir gelmez, gündemde olan konulardan biri ile ilgili yazılı açıklama yaptım. Amerikalı bir kadın suçlunun idamına yönelik. Ancak, hepinizin iletişim bilgilerine ulaşamadığım için metni hepinize sunamadım. Bu mesajımın ekinde yeniden sunacağım. Daha önce sunduklarımdan özür dilerim. Çöpe atmalarını dilerim. Açıklamam, tamamen insan haklarına, uluslararası sözleşmelere ve yüreğimin hissettiklerine bağlıdır. Farklı görüşte olanlara da, saygı duyarım.

Burada olduğum süre içinde, 65 yaş kısıtlaması kapsamında olsam da, salgından korunma kurallarına tam uyarak gazeteci meslektaşlarımla yüzyüze (maskeli).zoom veya telefonla görüşmek isterim.

Neden? Gazetecilik mesleği benim sevdam. Hayatımın olumlu değişimlerini dayım İsmet Sümer ve amcam Besim Sümer’e borçluyum. Ankara’daki gazeteci, spor yazarı büyüklerime de. Gazeteciliğin, amatör ve profesyonel futbolculuğumun bana katkıları çok oldu.

Yaşadığım süre içinde, Ankara’daki çalışmalarımızı da sizlere rahatsızlık vermeden iletmeye gayret edeceğim. Sizlerle, kişisel hiçbir beklentim olmadan,  her zaman iletişim içinde olmak isterim. Ben, önce Türkiye adındaki can vatanımın bir üyesiyim. Sonra Karadenizliyim. Sonra Rizeliyim, sonra Pazarlıyım.

Biliyorsunuz, çevreye, hayvana ve insana yönelik şiddetle ilgili sorunlar yaşıyor ülkemiz. Aynı zamanda Dünya.  Kadın cinayetleri utanılacak düzeyde. Kadın cinayetleri ile ilgili konuşanların yaptıkları öneriler değerli. Ancak, çözüm önerileri yetersiz. Şiddetsiz Toplum Derneğinin şimdilik önemsenmeyen önerileri ise çözüm odaklı ve biraz farklı.    

Dünya’ya sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk ve barışı nasıl yaygınlaştırabiliriz sorusunun karşılığını siz hemşehri meslektaşlarımla konuşmak isterim.

Bunun için 13, 14 ve 15 Aralık günlerinden birinde, öğleden sonra, örneğin 14.00 gibi, İyidere’deki Babillon Hotel’de, salgın kurallarına uyarak söyleşmek isterim.  14 Aralık Perşembe, sizlere uygunsa tercih edilebilir. Ben de sizlere sorular sorabilmeliyim. Alacağım görüşleri Ankara’ya, ayırım gözetmeksizin siyasetçilere ve ilgili kesimlere götürebilmeliyim.

Buluştuğumuzda, inanıyorum ki, sohbet nasıl başlar, nasıl sürdürülür, hangi kelimeler kullanılır ve nasıl sonlandırılır konusunda örnek olacağız.

Endişelerim şunlar. Hotelde, özel toplantı odasında salgın kurallarına uyabilir miyiz? Gazetecilerin böyle birlikteliği sorun yaratır mı?  İyidere’ye gelişiniz zor olur mu? Başka bir öneriniz olabilir mi?

Bazı meslektaşlarımın GSM’leri var. Olmayanların whatsApp’tan bildirmelerini dilerim. Bundan sonra mail dışında da iletişim kurmak isterim.

Hepinizi, büyüğünüz ve bu toprakların bir evladı olarak bağrıma basıyorum.