Rize Haberleri
Giriş Tarihi : 19-06-2021 08:32   Güncelleme : 19-06-2021 08:41

Rize'de Müsilaj İhbarı Harekete Geçirdi

Rize’de yapılan müsilaj ihbarını değerlendiren RTEÜ, kendisine ait Karadeniz Araştırma Gemisi ile sahada inceleme yaptı.

Rize'de Müsilaj İhbarı Harekete Geçirdi

Rize’de sabah saatlerinde vatandaşın denizin üzerinde gördüğü yoğun kabarcıklar paniğe neden oldu. Gündemde olan Marmara Denizi’nde ki müsilaj nedeniyle korkan Rizeliler durumu hemen Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ne (RTEÜ) haber verdi. Üniversiteye ait Karadeniz Araştırma Gemisi bölgeye gelerek incelemelerde bulundu. Denizin üzerinden ve dalgıçlar vasıtasıyla denizin içerisinden çeşitli numuneler alındı. İlk belirlemelere göre ise denizin üzerinde oluşan katmanın sadece rüzgardan kaynaklı oluşan dalga ve denize akan derenin köpüğünden kaynaklı oluşan baloncuklar olduğu gözlemlendi. 

İlk bulgulara göre denizin üzerinde halkı tedirgin eden görüntünün dalgadan oluşan köpüklerden ibaret olduğunu dile getiren RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ertuğrul Ağırbaş “Bugün üniversitemize gelen ihbar üzerine balıkçı barınağında çekilen bir fotoğraf üzerine bize Karadeniz araştırma gemimizle beraber denizdeki durumu incelemek için bir çalıştırma gerçekleştirdik. Yaptığımız incelemelerde ede ettiğimiz bilgiler ile durumun deniz salyası olmadığı ve denizdeki dalgalanmadan dolayı köpüklenme olduğu tanısına vardık. Ancak aldığımız numuneleri laboratuvarda test ederek daha sağlıklı sonuçlar elde edeceğiz” dedi.

Üniversite’nin 2014 yılından bu yana kendisine ait Karadeniz Araştırma Gemisi ile bölgede ki çalışmalarının titizlikle devem ettiğini dile getiren Ağırbaş “Arazide yaptığımız saha çalışmalarında deniz suyu sıcaklığı ve oksijen derecesine baktık. Şu an deniz sıcaklığı 20-21 santigrat derece durumunda. Oksijen seviyesi ise 8 mg/lt altına hiç düşmedi. Genel olarak baktığımız zaman biz Su Ürünleri Fakültesi olarak 2014 yılından beri bölgede çok önemli araştırmalar yapıyoruz. Sağlam bir ekibimiz bulunmakta ve hali hazırda süren çalışmalarımız var.  Bölge itibarıyla çay ve fındık üretiminin yapıldığı bir bölgede bulunmaktayız. Dolayısıyla bazı dönemlerde gübrelemelere bağlı olarak azot ve fosfat gibi bazı bileşiklerin yüksek olması muhtemel. Ancak kendi ölçümlerimizde bu bulguları hiçbir zaman redfield olayı dediğimiz 16 N1 oranı üzerinde azot ve fosfata rastlamadık. Genel olarak bir değerlendirme yapacak olursak denizel ekosistemler sahip oldukları dinamiklerle birçok canlıya ev sahipliği yapıyor. Bu canlılar içerisinde en önemlisi fitoplankton dediğimiz birinci üretici canlı çeşidi olarak karşımıza çıkmakta. Bunlar denizel ortamda organik maddeniz üretiminden sorumlu olan ana üreticiler olarak ve aynı zamanda dünyanın ihtiyacı olan oksijeni üreten en büyük canlı grubudur. Fakat bunlar üzerindeki baskılar her geçen gün artmakta. Bunlardan en önemlisi deniz sıcaklığının artmasıdır. Bunun gibi birçok etken bulunmakta” ifadelerini kullandı.

‘Doğu Karadeniz böyle bir riski şu an için taşımamakta’
Yapısal bakımdan Karadeniz’in Marmara Denizi ile kıyaslandığında yapısal olarak var olan farklılıklar nedeniyle Müsilajın olma ihtimalinin az olduğunun altını çizen Ağırbaş “Marmara denizindeki salya problemi her geçen gün artmakta. Marmara’ya göre Karadeniz’i değerlendirdiğimiz zaman, Karadeniz yapısı itibariyle dünyanın en büyük anoksi havzalarından birisi. Ancak dalgaya açık olması ve bölgede özellikle Rize ve Artvin tarafında yoğun sanayi atığının olmaması böyle bir riski şu an için taşımamakta. Fakat önümüzdeki yıllarda iklim değişikliğinin çok daha hissedeceğimiz aşikâr. Dolayısıyla bizim bu noktada hep birlikle yerel yönetimle, üniversitemizle, STK’lar ile bu anlamda çözüm üretmek amacıyla bütün paydaşlarıyla bir araya gelmemiz gerekiyor. Üniversiteler bildiğiniz üzere bulundukları bölgeye hizmet olarak ön plana çıkmakta. Yaptığımız çalışmalarla da bunu ön plana çıkarmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

"Yok ama olmayacak anlamına gelmiyor"

Deniz altında yapılan çalışma neticesinde, ilk belirlemelere göre denizin içerisinde de Müsilaj adına hiçbir bulguya rastlanamadığını dile getiren RTEÜ Teknik Bilimler Yüksek Okulu öğretim görevlisi Tolga Akdemir ise “Üniversitemizin aldığı bir müsilaj ihbar üzerine yerinde bir araştırma yapmak istedik. Sahada yaptığımız gözlem çalışmalarında elde ettiğimiz bulgular, denizde herhangi bir müsilaj göstergesi bulundurmamakta. Fakat bu olmayacak anlamına gelmiyor. Hocamızda daha önce bahsettiği gibi paydaşlarla birlikte bu konunun üzerine gidilmesi gerektiğini biz Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi olarak belirtmekteyiz” ifadelerini kullandı.

“Su ürünleri tüketimi ile ilgili herhangi bir sorun yok”
Müsilajın deniz canlılarına yönelik etkilerinden bahseden Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Göktuğ Dalgıç ise deniz salyası olarak adlandırılan Müsilajın deniz canlılarını tüketmeye engel olmadığını dile getirerek “Son günlerde Marmara denizinde yaygın olarak görülen müsilaj, zaman zaman Karadeniz’de de önceki yıllardan beri özellikle mayıs aylarının sonunda, haziran aylarının başlarında görülmekte. Bugün küçük bir örneğini arkadaşlarımız burada inceleyecekler. Yalnız benim burada özellikle söylemek istediğim su ürünleri tüketimi ve balıklar açısından müsilaj ile ilgili herhangi bir sorun olmadığından bahsetmek istiyorum. Tüketicilerimiz rahatlıkla balıklarımızı tüketebilirler. Müsilajın balıklar üzerinde bir yan etkisi veya insanlar üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Bu konuyu özellikle belirtmek isterim” dedi.